12

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Adalet mekanizmasının işlemesi için, suçlara ihtiyaç vardır! Yoksa hayatını devam ettirmesi mümkün değildir. Suç ve Adalet, bu dünyanın asla ölmeyen Habil’i ve Kabil’idir! İşte o sapıklar az bir cezayla kurtulduklarında hemen yeniden aynı sapkınlığı insanların arasında devam ettirme çabasına düşüyorlar. Sonra ne mi oluyor? Söyleyeyim; Polisler onları yeniden yakalıyor, mahkemeler onları yeniden yargılıyor, avukatlar onları yeniden savunuyor, akıl hastaneleri onlara yeniden deli raporu veriyor ve onlar yeniden akıl hastanelerine girip yeniden yatıyor ve kısa bir zaman geçtikten sonra yeniden salınıverip, yeniden insan içine karışıyor! İşte burada devreye ben giriyorum! Kimsenin hesaba katmadığı ben! Onların kurduğu çarkın dişlilerini en ummadıkları zamanda parçalayan ben! Tırmandıkları ipi onlar tam ortadayken kesen ben! Yedikleri yemeği daha karınları doymadan önlerinden alıp, çöpe döken ben! Ben’i hesaba katmadılar hiçbir zaman! Fakat şimdi akıllarının ortasında çöreklenmiş bir korkuyum onlar için. Ve benden kurtulamayacaklarını çok iyi anlayacaklar!
Kabul ediyorum sevgili günlük, bazen kendimi kaybediyorum. Fakat senden başka konuşacak kimsem yok. Eğer konuşabilseydin inan ben de seni büyük bir zevkle dinlerdim.
Ne yapalım ki senin de kaderin benim hikâyelerimi dinlemek ve zoraki de olsa öğrenmek. Acaba sen de düşünüyor musun, bu sayfalara cinayet yerine şiirler yazılmasını beklediğini? Ya da bir çocuğun günlüğü olup, okulda âşık olduğu ön sırasında oturan kızın saçını nasıl çektiği falan yazmasını? Evde kalmış bir kız kurusunun saçma sapan aşk şiirlerinin de şahidi olabilirdin mesela. Ya da ne bileyim, ihtiyar bir kadının ölen kocasının ardından ona ithafen yazdığı ve asla gerçek hayatta söylemediği cümleleri… Bunlar senin için de çok sıkıcı olmaz mıydı? Kabul etmelisin ki; hayatına renk katıyorum!

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •