4

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

“Selim’le ne ilgisi var?” dedi Kenan merakla. O tabi bilmiyordu. “Selim boşanıyor ya,” dedim. “Ee?” “İşte Pervin Savaş da onun karısının avukatı.” “Hadi ya!” diyen Kenan’ın şaşkınlıktan sesi biraz yüksek çıkınca, Rasim de bizden tarafa baktı. “Ulan şansa bak be!” “Ya işte,” dedim. “Pervin Savaş için pek iyi konuşmuyorlarmış,” diye devam etti Selçuk. “Birkaç arkadaşımı aradım. Kimi aradıysam hakkında tek iyi laf eden yok. Tabi müvekkilleri hariçtir tahmin ediyorum. Dedim ya kadın yüz liralık icra davasından, bir milyonluk tazminat davalarına, bizim Selim Abi’ninki gibi osuruktan boşanma davalarından, en çetin ağır cezalık davalara kadar ne bulursa bakıyormuş. Yani hırs eşittir Pervin Savaş diyorlar.” “Ne ara araştırdın bunları?” dedim şaşkınlıkla. “İki saatimi ya aldı, ya da almadı,” dedi gülerek. “Çevre işte abi.” Akşam saatlerinde Selim ve Şeref’ten de ses çıktı. Pervin sadece iki görüşme yapmış bürosunun dışında. Bizim konuştuğumuz sıralarda görüşmeye gittiği müvekkiliyle ise iki saat kadar görüşmüşler ve sekiz gibi yanından ayrılmış adamın. Devlete karşı açılan bir istimlak davasıymış konuştukları da. Bizimle ilgisi olmadığı aşikârdı sonuçta. Bunun yanında Kenan’ın tezi hâlâ geçerliliğini koruyordu. Her ne kadar Pervin konusunda da aklımda bir takım sorular olsa da, şimdilik elimizdeki tek geçerli tez Kenan’ınkiydi. Bu kadının bir yerlerden sağ olarak karşımıza çıkmasından başka istediğim yoktu. Kadınla konuşamamıştım üstelik. Bana anlatacaklarının önemli olduğuna inanıyordum. Fakat görmeyi beklediğim en son adamın, yani Fikret’in o kadar zaman dilimi içerisinde, o anı denk getirmesine de canım sıkılıyordu. Cahit’le de konuştuk tabi. Pervin’in tehdit alıp almadığını falan sorduk, işte araları nasıldı falan. Umduğumuz yanıtları aldık haliyle. Mahkemede çıkan kararları beğenmeyip küfredenler oluyormuş, ama onlar da sadece küfrettikleriyle kalıyorlarmış. Öyle bir tehdit mesajı içeren ne arama, ne de bir başka mesaj olmamış bu güne kadar. Her avukatın karışılacağı türden zorluklar yani. Zaten böylesine yırtıcı bir avukatı, hele de kaybettiği davadan dolayı tehdit etme cesareti gösteren birinin de vay haline! Bu kadının yarattığı bir beladan kayıpla da olsa sıyrıldıktan sonra, ikinci kez başına bir başka şekilde bela sarmayı sanıyorum aklı olan kimse istemezdi. Akşam vakti Pervin’in ortadan kaybolduğu garajdan çıkarken Kenan, “Karanlıkta körebe oynuyoruz sanki…” dedi. “Belki de ebe çoktan başka bir yerde aynı oyuna geçmiştir!” Kenan’ın haklı olduğunu, sabahın en erken saatlerinde gelen telefonla anlayacaktım. Gece uyuyamamıştım ve uykuya dalalı daha bir iki saat kadar ancak olmuştu.

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •